Ediz Hun'dan yürek burkan itiraf: Yeşilçam artık bitti

Türk sinemasının usta ismi Ediz Hun, Antalya Altın Portakal Film Festivali kapsamında hayatını ve sanat yolculuğunu konu alan 'Son Oyun' isimli belgeseliyle izleyicilerin karşısına çıktı. Eşi Berna Hun ile birlikte katıldığı festivalde, aramızdan ayrılan Yeşilçam sanatçılarını anan usta oyuncu, sinemanın geçmişi ve bugün gelinen nokta üzerine düşündürdü.
Pek çok usta ismin art arda hayatını kaybetmesine değinen Hun, geçmişe duyduğu özlemi dile getirdi. Yeşilçam'ın usta sanatçılarının kaybına değinen oyuncu, "Yeşilçam artık bitti" sözleriyle bu dönemin kapandığını belirterek duygusal bir değerlendirme yaptı.
Sadece sinema değil, akademik bir başarı hikayesi
Ediz Hun'un hayatı sadece beyaz perdeyle sınırlı değil, aynı zamanda ciddi bir akademik birikimle dolu. 20 Kasım 1940'ta İstanbul'da doğan Hun, eğitim hayatına Avusturya Lisesi ve Atatürk Erkek Lisesi ile başladı. Ardından Almanya'daki Würzburg Üniversitesi'nde diş hekimliği okudu ve burada dört yıl eğitim aldı. Sinema dünyasına girişi ise 1963 yılında Ses dergisinin düzenlediği bir yarışmada birinci olmasıyla gerçekleşti. Bu başarıdan sonra Genç Kızlar, Çiçekler Açarken, Güllü ve Aşk Mabudesi gibi kült yapımlarla romantik ve dramatik rollerin aranan yüzü oldu.
1970'li yılların ortasında, Türk sinemasında erotik filmlerin yükselişe geçtiği bir dönemde oyunculuğa ara vermeyi tercih eden Hun, rotasını tekrar eğitime kırdı. Norveç'e giderek Oslo ve Trondheim Üniversitelerinde Biyoloji ve Çevre Bilimleri üzerine eğitim aldı ve bu çalışmaları birinciliğe yakın bir dereceyle tamamladı. Türkiye'ye döndüğünde ise bu bilgisini kamuda kullandı; 1991-1993 yılları arasında Çevre Bakanlığı'nda müşavirlik ve İstanbul Çevre İl Müdürlüğü görevlerinde bulundu. Ayrıca Marmara Üniversitesi dahil birçok üniversitede ekoloji ve çevre konularında dersler vererek bilgisini öğrencilere aktardı.
Özel hayatındaki huzur ve sağlıklı yaşam sırları
Ediz Hun'un özel hayatı da en az kariyeri kadar takdir topluyor. 1973 yılında, o dönem Türk Hava Yolları'nda hostes olan Berna Hun ile evlenen usta sanatçının Bengü ve Burak adında iki çocuğu var. 52 yılı aşan bu uzun evliliğin sırrını sevgi, sabır ve karşılıklı anlayışa bağlayan çift, kuvvetli bir bağın insan ilişkilerindeki önemini herkese kanıtlamış durumda.
Sağlığına da oldukça dikkat eden Ediz Hun, düzenli kontrollerini asla aksatmıyor. Son dönemde hakkında çıkan kanser tedavisi gördüğü yönündeki iddiaları sosyal medya hesabı üzerinden kesin bir dille yalanladı. Kolonoskopi sonuçlarının temiz çıktığını açıklayarak hayranlarını rahatlattı. Ayrıca geçtiğimiz aylarda 85 yaşına girdiğini belirten "85 yıl geride kaldı…" paylaşımıyla sosyal medyada büyük ilgi görmüş ve ailesiyle kutladığı doğum günü karelerini takipçileriyle paylaşmıştı.
Yaşlılık ve sosyal yaşam üzerine düşünceleri
Ediz Hun, sadece sinema değil, yaşam kalitesi üzerine de önemli tespitlerde bulunuyor. Kütahya'da hayata geçirilecek bir yaşlı bakım evi projesinin tanıtımında Hülya Koçyiğit ile bir araya gelen Hun, sosyal ortamın yaşlılık dönemindeki kritik önemine değindi. Yaşlılığın ancak yaşlanmaya başlayanların idrak edebileceği bir süreç olduğunu belirten oyuncu; ruh sağlığı, bedensel yapı ve sosyal yaşam dengesinin önemini vurguladı.
Kendi babasıyla olan diyaloğunu örnek veren Hun, babasına gezmesi için ısrar ettiğinde aldığı cevapla yalnızlığın ne kadar ağır olduğunu anlattı. Yaşlanınca insanların yalnız kaldığına dikkat çekerek, sosyal ortamların bu boşluğu doldurmak için hayati olduğunu ifade etti. Hülya Koçyiğit ise aynı etkinlikte nüfusun yaşlandığını ancak önemli olanın kaliteli yaşlanmak olduğunu, bireylerin birikimlerini paylaşabileceği ve yalnız hissetmeyeceği ortamların bulunmasının gerektiğini belirtti.
Sanat hayatı boyunca 2001'de Altın Portakal Yaşam Boyu Onur Ödülü, 2012'de Altın Koza Sinema Onur Ödülü ve 2015'te Uluslararası Çayda Çıra Onur Ödülü gibi pek çok prestijli ödüle layık görülen Hun, 2019 yılında ise "On Kişiydiler" oyunuyla tiyatro sahnesine çıkarak oyunculuk yeteneğini farklı bir disiplinle taçlandırdı.
Sizce Yeşilçam'ın o eski samimiyeti gerçekten bitti mi, yoksa sadece şekil mi değiştirdi?
