<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
     xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
  <channel>
    <title><![CDATA[MAD Türkiye]]></title>
    <link>https://mad.tv/turkiye</link>
    <atom:link href="https://mad.tv/turkiye/feed.xml" rel="self" type="application/rss+xml" />
    <!-- NEVER EMPTY. A brand that has not written a one-line description yet falls back to its
         own name, which is a fact rather than invented copy — an empty <description> is a feed
         a syndication partner refuses. -->
    <description><![CDATA[Müzik, ünlüler ve popüler kültür]]></description>
    <!-- BCP 47, this folder's own: es-MX, pt-BR, vi-VN. -->
    <language>tr-TR</language>
    <lastBuildDate>Wed, 23 Sep 2026 05:29:33 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>30</ttl>
    <item>
      <title><![CDATA[Levent İnanır'dan olaylı açıklama: "Şiddeti ben uygulamadım ama kimin yaptığını söyleyemem!"]]></title>
      <link>https://mad.tv/turkiye/haberler/levent-inanir-dan-olayli-aciklama-siddeti-ben-uygulamadim-ama-kimin-yaptigini-so/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://mad.tv/turkiye/haberler/levent-inanir-dan-olayli-aciklama-siddeti-ben-uygulamadim-ama-kimin-yaptigini-so/</guid>
      <pubDate>Wed, 23 Sep 2026 05:29:33 +0300</pubDate>
      <dc:creator><![CDATA[MAD Türkiye]]></dc:creator>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Sinema dünyamızın efsane ismi Kadir İnanır'ın yeğeni Levent İnanır, bir süredir magazin gündeminin tam ortasında oturuyor. Üst üste binen iddialar ve tartışmalar karşısında nihayet…]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sinema dünyamızın efsane ismi Kadir İnanır&apos;ın yeğeni Levent İnanır, bir süredir magazin gündeminin tam ortasında oturuyor. Üst üste binen iddialar ve tartışmalar karşısında nihayet yazılı bir açıklama yaparak sözü aldı. Üç ayrı başlıkta toplanan bu açıklama, bazı kapıları kapatırken bazılarını ardına kadar açık bırakıyor.</p>
<p>İddialara cevap: &apos;Şiddeti ben uygulamadım ama söyleyemem&apos;</p>
<p>Günlerdir konuşulan şiddet iddiası, açıklamanın en kritik halkasını oluşturuyor. Levent İnanır, eski eşi Neslihan Acar&apos;a yönelik şiddet uyguladığı iddiasını kesinlikle reddetti: &quot;Söz konusu şiddeti ben uygulamadım.&quot; Buraya kadar net. Ama olayın rengi hemen ardından değişiyor; zira İnanır, şiddeti uygulayan kişinin kim olduğunu bildiğini, ancak bunu kamuoyuyla paylaşmayacağını da ekliyor. Gerekçesi: &quot;Uygulayan kişiyi ne yazık ki burada sizlere açıklamak beni de yaralar ve üzer.&quot; Yani elimde bir isim var, ama açıklamıyorum diyor. İnsan ister istemez düşünüyor: Madem yapan başkası, adını vermek neden bu kadar üzer? Bu tutum iddiaların üzerindeki sis perdesini aralamaktan çok daha da kalınlaştırıyor. İnanır, eski eşi Neslihan Acar&apos;ın ileride yaşananlarla ilgili kendi iradesiyle açıklama yapmak isterse bunun tamamen kendisine ait bir karar olduğunu da eklemiş. Yani top şimdi Neslihan Acar&apos;ın sahasında. Oradan bir ses gelir mi, bekleyip göreceğiz.</p>
<p>Kadir İnanır ve soyadı meselesi: &apos;Beni o büyüttü&apos;</p>
<p>&quot;Neden İnanır soyadını kullanıyor?&quot; tartışması da açıklamada yerini aldı. Levent İnanır&apos;ın anlattığına göre, Kadir İnanır&apos;ın çocuğu yoktu ve Levent&apos;i 11 yaşındayken yanına aldı. &quot;Levent&apos;i ben yetiştireyim, benim yanımda büyüsün, benim evladım gibi olsun&quot; diyerek annesinden ricada bulundu. Tam bir Yeşilçam senaryosu gibi, değil mi? Ama gerçek bu. Levent İnanır, 23 yaşına kadar aynı çatı altında yaşadığını ve hayata dair pek çok şeyi dayısından öğrendiğini vurguluyor. İnanır soyadını kullanmasını da bizzat Kadir İnanır&apos;ın istediğini belirtiyor ve &quot;Bu soyadını yıllardır gururla taşıyorum ve hayatımın sonuna kadar da taşımaya devam edeceğim&quot; diyor. Bu açıklamayla birlikte soyadı tartışmasına en azından kendi cephesinden nokta koymuş oldu. Kadir İnanır&apos;ın gölgesinde değil, resmen yanı başında büyümüş biri olarak o emaneti sahiplenmeye devam ettiğini ilan ediyor.</p>
<p>Dayının sağlık süreci ve yanlış anlaşılan sözler</p>
<p>Üçüncü ve belki de en hassas mesele, Kadir İnanır&apos;ın sağlık durumuna ilişkin daha önce sarf ettiği &quot;irade sorunu vardı&quot; sözleri. Bu ifade kamuoyunda büyük tartışma yarattı ve Levent İnanır&apos;ın dayısına saygısızlık ettiği şeklinde yorumlandı. İnanır, bu kez çok daha dikkatli bir dil kullandı: &quot;Kendisine &apos;bilinçsiz&apos; demek ne benim ne de bir başkasının haddine değildir.&quot; Söylemek istediğinin, Kadir İnanır&apos;ın geçirdiği son derece ağır hastane sürecinin zaman zaman bilincini etkilediği olduğunu vurguladı. Beynine üç kez pıhtı attığı ve çok ağır ilaçlar kullandığı o dönemde tüm ailenin çok zor ve üzücü günler geçirdiğini anlattı. Sürecin ağırlığını somutlaştırmak için verdiği örnek ise çarpıcı: Kadir İnanır&apos;ın bir gece hemşirelerden takım elbisesini isteyerek galaya gitmesi gerektiğini söylediği bir olay yaşandığını aktardı. Bu tablo, yaşanan sürecin ne denli zorlu olduğunu ve Levent İnanır&apos;ın neden o sözleri ettiğini anlamlandırmaya yetiyor. Zira Levent İnanır için Kadir İnanır yalnızca bir dayı değil; onu büyüten, yetiştiren ve hayatında çok özel bir yere sahip olan baba figürü.</p>
<p>Hukuki süreç kapıya dayandı</p>
<p>Açıklamanın son satırları ise geleceğe işaret ediyor. Levent İnanır, önlerinde hukuki bir süreç bulunduğunu belirterek bu sürecin &quot;hakkaniyetli, sağduyulu ve adil şekilde&quot; ilerlemesini diledi. Geçmişte yapılan ve ileride yapılabilecek tüm açıklamalar için hukuki haklarını saklı tuttuğunu da ekledi. Kısacası: Bu dosya kapanmadı. Hem şiddet iddiası hem soyadı tartışması hem de vasiyetle ilgili yorumlar hukukun gündemine girebilir. Levent İnanır açıklama yaparak süreci sonlandırmak yerine bir sonraki aşamanın zeminini hazırlamış gibi görünüyor. Bizden söylemesi.</p>]]></content:encoded>
      <enclosure url="https://mad.tv/media/a25368.jpg" type="image/jpeg" length="0" />
      <media:content url="https://mad.tv/media/a25368.jpg" medium="image" type="image/jpeg" width="800" height="1200" />
      <media:thumbnail url="https://mad.tv/media/a25368.jpg" width="800" height="1200" />
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İlk buluşmada yıldızını parlatan burçlar]]></title>
      <link>https://mad.tv/turkiye/haberler/ilk-bulusmada-yildizini-parlatan-burclar/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://mad.tv/turkiye/haberler/ilk-bulusmada-yildizini-parlatan-burclar/</guid>
      <pubDate>Wed, 23 Sep 2026 04:24:51 +0300</pubDate>
      <dc:creator><![CDATA[MAD Türkiye]]></dc:creator>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[İlk buluşma… Kimimiz için heyecanın doruk noktası, kimimiz içinse ne giyeceğim, ne konuşacağım, garson yanlış sipariş getirirse ne yaparım stresinin zirvesi. O ilk intiba, o elektr…]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İlk buluşma… Kimimiz için heyecanın doruk noktası, kimimiz içinse ne giyeceğim, ne konuşacağım, garson yanlış sipariş getirirse ne yaparım stresinin zirvesi. O ilk intiba, o elektrik, o acaba devamı gelir mi sorusu — hepsi birkaç saate sığar. Ve o birkaç saat içinde küçük ayrıntılar inanılmaz büyük farklar yaratabilir.</p>
<p>Astroloji tam burada devreye giriyor. Evet, iki insan arasındaki kimya hiçbir zaman yalnızca doğum tarihiyle açıklanamaz; bunu biz de biliyoruz, siz de biliyorsunuz. Ama bazı burçların ilk randevuyu neredeyse refleks gibi harika geçirme eğiliminde olduğu da bir gerçek. Kimi konuşmasıyla büyüler, kimi atmosfer yaratmakta ustadır, kimi ise salt enerjisiyle odanın havasını değiştirir. Astrolojiye göre bu konuda öne çıkan beş burç var — ve her birinin yaklaşımı birbirinden farklı.</p>
<p>İkizler: İlk randevunun tartışmasız şampiyonlarından biri. Kelime dağarcıkları o kadar geniş, espri seviyeleri o kadar yerinde ki sohbetin sıkıcıya kayma ihtimali neredeyse sıfır. Masadaki buzu eritip havayı ısıtmak için özel bir çabaya bile gerek duymazlar; bu onlar için neredeyse otomatik bir beceri. Kendinizi dünya meselelerinden en absürt komik olaylara kadar saatlerce konuşurken bulabilirsiniz; baktınız saat geçmiş. Tek riski? Bazen o kadar spontane ve öngörülmez görünebilirler ki kafanız hafifçe karışabilir. Ama dürüst olalım, bu da bir parça cazibeleri.</p>
<p>Aslan: Onlar için ilk buluşma sıradan bir kahve molası değil, adeta özel bir etkinliktir. Özgüvenleri tavan, dinamizmleri ise ortama anında yayılır. Giyim kuşam, mekan seçimi, konuşma tarzı — her şey &quot;buradayım&quot; der. Küçük bir not: Bu gösteriş bazen fazla gelebilir, dengeyi tutturamadıklarında sanki etkinliğin tek konuğu kendileriymiş gibi hissedebilirsiniz. Yine de o özgüvene hayır denir mi, bilemiyoruz.</p>
<p>Terazi: Zarafet ve uyum denince akla gelen ilk burçlardan biri olan Terazi, ilk randevuda kibarlığı ve estetik anlayışıyla ortamı sarar. Baskı yok, zorlama yok; romantik bir hava kendiliğinden oluşur. Onlarla geçen ilk buluşma, yıllardır tanıyormuşsunuz gibi rahat ve huzurlu olabilir. Dezavantajı: İnisiyatif alma konusunda zaman zaman ağır kalabilirler. İlk adımı sizin atmanız gerekebilir — bunu bilerek gidin.</p>
<p>Yay: Hayat enerjisiyle dolup taşan Yaylar, ilk randevuyu bir maceraya dönüştürür. Standart bir akşam yemeği yerine kendinizi canlı müzik performansında ya da spontane bir şehir turunda bulabilirsiniz — sormadan, planlamadan, sadece olur. Başlangıçta biraz fazla rahat ya da ciddi değilmiş gibi görünebilirler; bu ilk izlenim yanıltıcıdır. Altından çıkan sıcak enerjiyi bir kere yakaladığınızda, o başlangıç çoktan unutulmuş olur.</p>
<p>Boğa: Kaliteye ve konfora düşkün Boğalar, ilk randevuda da bu prensiplerinden ödün vermez. Şık bir mekan, özenle seçilmiş bir menü, rahat bir ortam — her şey ince ayrıntısına kadar düşünülmüştür. Duygusal olarak açılma konusunda biraz yavaş kalabilirler; o güvenli atmosferi yakalamak zaman alabilir. Ama bir kez yakaladıklarında samimiyet kendiliğinden gelişir ve o ilk randevu neden bu kadar iyi geçtiğini anlarsınız.</p>
<p>Elbette mükemmel ilk buluşma sadece burçlarla açıklanamaz. İki insanın arasındaki kimya ve karşılıklı uyum her zaman belirleyicidir — astroloji bunu hiçbir zaman tam olarak yakalayamaz, yakaladığını iddia etmez de. Ama kabul edelim: Bu konuya eğlenceli ve farklı bir pencereden bakmak, ilk randevu öncesi siniri atmak için fena bir yöntem değil. Senin burcun bu listede mi, yoksa sen kendi kurallarını mı yazıyorsun?</p>]]></content:encoded>
      <enclosure url="https://mad.tv/media/a25232.jpg" type="image/jpeg" length="0" />
      <media:content url="https://mad.tv/media/a25232.jpg" medium="image" type="image/jpeg" width="800" height="1200" />
      <media:thumbnail url="https://mad.tv/media/a25232.jpg" width="800" height="1200" />
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kızılcık Şerbeti'nde Nilay Bitmiyor: Diğerleri Nerede Yahu?]]></title>
      <link>https://mad.tv/turkiye/haberler/kizilcik-serbeti-nde-nilay-bitmiyor-digerleri-nerede-yahu/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://mad.tv/turkiye/haberler/kizilcik-serbeti-nde-nilay-bitmiyor-digerleri-nerede-yahu/</guid>
      <pubDate>Wed, 23 Sep 2026 04:22:32 +0300</pubDate>
      <dc:creator><![CDATA[MAD Türkiye]]></dc:creator>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Kızılcık Şerbeti'nin beşinci sezonu nihayet başladı ve izleyiciler ilk bölümden itibaren hem heyecanla hem de dikkatli bir gözle ekrana kilitlendi. Çünkü dördüncü sezonun finali bi…]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kızılcık Şerbeti&apos;nin beşinci sezonu nihayet başladı ve izleyiciler ilk bölümden itibaren hem heyecanla hem de dikkatli bir gözle ekrana kilitlendi. Çünkü dördüncü sezonun finali bir sürü soruyu yanıtsız bırakmıştı: Kadrodan ayrılan karakterlerin hikayeleri nasıl noktalanacaktı? O büyük boşluklar nasıl doldurulacaktı? Yeni sezonun ilk bölümü bu soruların bir kısmına yanıt verdi; ayrılan karakterlerin akıbetine dair bilgiler aktarıldı, bir nebze nefes alındı. Ama sonraki sahneler yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi.</p>
<h2>Nilay&apos;ın Hayaleti Mi Dolaşıyor?</h2>
<p>Feyza Civelek&apos;in hayat verdiği Nilay, dördüncü sezonun ardından diziden ayrılan isimler arasında yer aldı. Fiziksel olarak gitmiş olabilir, ama yeni sezonda senaryo sanki bu gerçeği pek de ciddiye almıyor gibi: Karakterler yeni bölümlerde defalarca Nilay&apos;ı hatırlıyor, ona duydukları özlemi açıkça dile getiriyor. Birkaç nostaljik an, anlayışla karşılanabilir elbette. Bir karakterin ardında iz bırakması, iyi yazarlığın göstergesidir. Ama izleyiciler &apos;birkaç an&apos;ın çok ötesine geçildiğini düşünüyor: Nilay&apos;ın anılması o denli sık ve o denli belirgin ki neredeyse yeni sezondaki varlığı, kadrodaki pek çok aktif karakteri geride bırakır hale geliyor. Bu, nostalji değil; takıntı mı, diye sorulmaya başlandı.</p>
<h2>Peki Ya Diğerleri?</h2>
<p>Meseleyi daha da dikkat çekici kılan, bu &apos;Nilay yoğunluğu&apos;nun yanında diğer ayrılan karakterlerin neredeyse görünmez olması. Ceren Karakoç&apos;un canlandırdığı Nursema da dördüncü sezonun ardından kadrodan ayrılan isimler arasındaydı. Doğa, Sönmez ve Mustafa da aynı şekilde. Bu karakterlerin her biri dizinin dokusuna işlemiş, izleyicinin duygusal olarak bağ kurduğu isimlerdi. Ama yeni sezonda bu isimlerin anılma sıklığı, Nilay&apos;ın yanında son derece sönük kalıyor. İzleyiciler bu dengesizliği fark etti ve sormaya başladı: Neden bazı karakterlere veda sahnesinin çok ötesinde senaryo içinde yer açılırken diğerleri neredeyse sessiz sedasız geçiştiriliyor? Dizi yazarlarının kaleme aldığı her sahnede bilinçli ya da bilinçsiz bir tercih yapıldığı ortada; ve bu tercih, seyircinin gözünden kaçmıyor.</p>
<h2>Senaryoda Eşitlik Meselesi</h2>
<p>İzleyici yorumlarında öne çıkan temel eleştiri şu: Karakterlere senaryoda eşit ölçüde yer verilmiyor. Bu, yalnızca Nilay&apos;ın fazla anılması meselesi değil; aynı zamanda Nursema&apos;nın, Doğa&apos;nın, Sönmez&apos;in ve Mustafa&apos;nın gereğinden az anılması meselesi. Bir dizinin kadrosundan ayrılan karakterlere nasıl veda edildiği, o dizinin hikaye anlayışı hakkında önemli ipuçları verir. Bütün duygusal ağırlık tek bir karakterin üzerine yığılırsa, hem o karakterin mirası yorucu bir tekrara dönüşür hem de diğerlerinin hikayesi haksız biçimde geri planda kalır.</p>
<h2>İzleyici Ne İstiyor?</h2>
<p>İzleyicilerin beklentisi aslında oldukça net: Bir karakterin gitmesiyle oluşan boşluk, o karakterin adı sürekli anılarak kapatılmaz; o boşluğu dolduracak yeni hikayeler, yeni ilişkiler ve yeni çatışmalarla kapatılır. Nilay&apos;ı her sahnede yeniden anmak, onun yokluğunu daha anlamlı kılmıyor; aksine, hikayenin ileriye değil geriye baktığı izlenimini veriyor. Kızılcık Şerbeti&apos;nin yazar ekibi Nilay&apos;a duyduğu sevgiyi biraz diğer karakterlere de dağıtsa, hem bu karakterlerin hakkı teslim edilmiş olur hem de dizi bir &apos;geçmiş anma döngüsü&apos;nden kurtularak gerçekten yeni bir sezona adım atmış hissini verir. Yoksa yakında Nilay için sahne başına kota sistemi mi uygulansın tartışması başlar; ve o tartışmayı da izleyiciler açar, emin olun.</p>]]></content:encoded>
      <enclosure url="https://mad.tv/media/a13315.jpg" type="image/jpeg" length="0" />
      <media:content url="https://mad.tv/media/a13315.jpg" medium="image" type="image/jpeg" width="800" height="1200" />
      <media:thumbnail url="https://mad.tv/media/a13315.jpg" width="800" height="1200" />
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hayal Köseoğlu'ndan X'e radikal yaklaşım: Dedektif Köseoğlu iş başında!]]></title>
      <link>https://mad.tv/turkiye/haberler/hayal-koseoglu-ndan-x-e-radikal-yaklasim-dedektif-koseoglu-is-basinda/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://mad.tv/turkiye/haberler/hayal-koseoglu-ndan-x-e-radikal-yaklasim-dedektif-koseoglu-is-basinda/</guid>
      <pubDate>Wed, 23 Sep 2026 02:35:15 +0300</pubDate>
      <dc:creator><![CDATA[MAD Türkiye]]></dc:creator>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Hayal Köseoğlu, dobra açıklamaları ve kendine özgü tarzıyla zaten sık sık gündeme geliyor. Ama bu sefer gündem konusu ne bir dizi, ne bir kıyafet seçimi ne de başka bir şey: bu sef…]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hayal Köseoğlu, dobra açıklamaları ve kendine özgü tarzıyla zaten sık sık gündeme geliyor. Ama bu sefer gündem konusu ne bir dizi, ne bir kıyafet seçimi ne de başka bir şey: bu sefer konu, sosyal medya alışkanlığı ve eleştirilerle başa çıkmanın Hayalce yolu.</p>
<h2>Kötü yorumlara Hayalce çözüm</h2>
<p>Malum, sosyal medya hayatımızın ayrılmaz bir parçası hâline geldi. Her gün milyonlarca insan orada takılıyor, fikir beyan ediyor, bazen de haddini aşarak yorumlar yapıyor. Ünlü isimler ise bu durumdan en çok nasibini alan kesim; çünkü bir yorum butonu ve biraz cesaret, kimseyi eleştiri uzmanı yapıyor. Hayal Köseoğlu da sık sık eleştirilerin hedefinde. Ancak o, bu eleştirilere karşı son derece ilginç bir savunma mekanizması geliştirmiş.</p>
<p>Çoğu ünlünün yaptığı gibi doğrudan cevap vermek, engellemek ya da ekrana bakıp derin bir iç çekip geçmek yerine bambaşka bir strateji izliyor: adeta bir sosyal medya dedektifi gibi, hakkında olumsuz yorum yapan kişinin profiline dalıp o kişinin geçmiş paylaşımlarını kurcalamaya başlıyor. Amacı ise o kişinin başka konularda yaptığı iyi ve güzel paylaşımları bulmak. Köseoğlu&apos;nun kendi ifadesiyle: &quot;Ben tam bir Twitter bağımlısıyım. Bana kötü bir şey söyleyen bir insan olduğunda hemen profiline giriyorum. Başka şeyler hakkında söylediği iyi, güzel şeyleri arayıp onlara bakıyorum.&quot;</p>
<h2>Profiline dalıp içindeki iyiliği bulmak</h2>
<p>Şimdi durun bir dakika. Kaçımız bize gıcık bir yorum geldiğinde aynı şeyi yapabiliriz? Büyük ihtimalle &quot;zaman kaybı&quot; deyip geçiyoruz ya da o blok tuşuna biraz fazla sert basıyoruz. Hayal Köseoğlu ise bu işi bir rutine dönüştürmüş; sanki o kötü yorumu yapan kişinin içinde bir yerlerde saklı iyiliği bulmaya ant içmiş gibi arıyor, tarıyor.</p>
<p>&quot;Ay, Hayal&apos;in de işi gücü yok muymuş?&quot; diyenler çıkabilir. Ama bir saniye! Hepimiz negatif enerjinin sosyal medyada ne kadar hızlı ve ne kadar ücretsiz yayıldığını biliyoruz. Belki de bu yöntem, o negatif döngüyü kırmanın en yaratıcı ve en az beklenen yolu. Düşünsenize, biri size saçma sapan bir şey yazıyor; siz de profiline bakıyorsunuz ve meğerse iki gün önce sokak hayvanları için ne güzel bir paylaşım yapmış. O anki öfke, yerini biraz olsun &quot;Hmm, demek o kadar da kötü biri değilmiş&quot; düşüncesine bırakabilir mi? Kim bilir?</p>
<h2>Bu yöntem bizim için ne anlatıyor?</h2>
<p>Köseoğlu&apos;nun samimi itirafı, ünlülerin eleştirilerle nasıl başa çıktığına dair ilginç bir pencere açıyor. Kimi sinirlerine hakim olamaz ve çok uzun bir hikâye paylaşımı atar, kimi PR ekibine danışıp &quot;biz bu yorumu görmedik&quot; moduna girer, kimi de bu kadar özgün bir yöntem geliştirir. Köseoğlu&apos;nunki neredeyse felsefi bir tutum: sen bana kötü konuşsan da, ben senin iyi yanını bulana kadar peşinden gideceğim. Anonim profillerin arkasındaki insanları sıradan birer klavye trolünden öte, daha insan gözüyle görmeye çalışmak.</p>
<p>Üstelik bu yaklaşımın kendisi için de işlevsel bir tarafı var: o profili karıştırırken öfke dağılıyor, dikkat başka bir yöne kayıyor ve sonunda belki gerçekten o kişiye dair olumlu bir şey çıkıyor ortaya. Psikolojik olarak da fena bir numara sayılmaz, değil mi? &quot;Seni anlamaya çalışıyorum&quot; demek, &quot;seni önemsemiyorum&quot; demekten çok daha yorucu ama belki çok daha sağlıklı.</p>
<p>Öte yandan bu alışkanlık, sosyal medyanın bize ne yaptığını da gösteriyor. Köseoğlu kendini &quot;tam bir Twitter bağımlısı&quot; olarak tanımlıyor ve bu itirafın içinde hem mizah hem gerçeklik var. Sosyal medyayı bırakamıyoruz, eleştirileri görmezden gelemiyoruz ama o eleştirilerle nasıl yaşayacağımızı da öğrenmek zorunda kalıyoruz. Köseoğlu&apos;nun yöntemi bu anlamda, hem ironik hem de şaşırtıcı biçimde umut verici.</p>
<p>Peki siz olsanız bu kadar sabırlı olup profil profil gezer, o iyilik kırıntılarını arar mıydınız; yoksa &quot;yine mi sen!&quot; deyip blok tuşuna mı basardınız?</p>]]></content:encoded>
      <enclosure url="https://mad.tv/media/a16108.jpg" type="image/jpeg" length="0" />
      <media:content url="https://mad.tv/media/a16108.jpg" medium="image" type="image/jpeg" width="800" height="1200" />
      <media:thumbnail url="https://mad.tv/media/a16108.jpg" width="800" height="1200" />
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Abdullah Uçmak'a cenaze izni: Gözler üstündeydi]]></title>
      <link>https://mad.tv/turkiye/haberler/abdullah-ucmak-a-cenaze-izni-gozler-ustundeydi/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://mad.tv/turkiye/haberler/abdullah-ucmak-a-cenaze-izni-gozler-ustundeydi/</guid>
      <pubDate>Wed, 23 Sep 2026 02:33:44 +0300</pubDate>
      <dc:creator><![CDATA[MAD Türkiye]]></dc:creator>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[İbrahim Tatlıses'e 14 Mart 2011'de İstanbul'da düzenlenen silahlı saldırı, sadece bir şarkıcıyı değil, neredeyse bir kültürü sarstı. Arabesk ve halk müziğinin belki de en tanınan s…]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İbrahim Tatlıses&apos;e 14 Mart 2011&apos;de İstanbul&apos;da düzenlenen silahlı saldırı, sadece bir şarkıcıyı değil, neredeyse bir kültürü sarstı. Arabesk ve halk müziğinin belki de en tanınan sesini hedef alan o gece, tüm Türkiye&apos;nin tanık olduğu bir travmaya dönüştü. Tatlıses ağır yaralı olarak hastaneye kaldırıldı; günler, haftalar, aylar boyunca sağlığı yakından takip edildi. Sahne ışıklarının yerini yoğun bakım koridorları aldı.</p>
<p>O gecenin ardından başlayan soruşturma, yıllar içinde pek çok ismi gündeme getirdi. Abdullah Uçmak, saldırının azmettiricisi olduğu gerekçesiyle tutuklananlar arasındaydı. Yargılama süreci sonunda Uçmak mahkûm edildi ve cezaevine girdi. Büyük davalar bazen böyle biter: mahkeme kararı okunur, kapı kapanır, hayat devam eder. Ama bu tür hikâyeler tam anlamıyla bitmez, sadece sayfalar arası geçişe girer.</p>
<p>Kozan&apos;da bir cenaze, olağandışı bir misafir</p>
<p>Adana&apos;nın Kozan ilçesinde yaşanan bir ölüm, bu hikâyeyi yeniden gündeme taşıdı. Uçmak&apos;ın kaynı Bilal Bayrakçı hayatını kaybetti. Yasalar, mahkûmlara yakınlarının cenazesine katılabilmeleri için geçici izin hakkı tanıyor; Uçmak da bu haktan yararlandı. Kâğıt üzerinde son derece sıradan bir prosedür. Ama Abdullah Uçmak söz konusu olunca hiçbir şey tam anlamıyla sıradan kalmıyor.</p>
<p>Cenaze törenine katılım, yoğun güvenlik önlemleri altında gerçekleşti. Her adım izlendi, her an denetim altındaydı. Uçmak, o birkaç saatlik dışarıda kalış süresinin sonunda yeniden cezaevine döndü. Kısa bir parantez açıldı, kapandı. Ama açıldığı birkaç saat, yeterince dikkat çekmeye yetti.</p>
<p>Bu ilk değildi</p>
<p>Uçmak için bu tür geçici izin ilk kez gündeme gelmiyor. Ocak 2026&apos;da Tekirdağ Cezaevi&apos;nden geçici izinle ayrılarak Kadirli&apos;de bir yakınının cenazesine katılmıştı. Yani sistem bir kez daha aynı şekilde işledi: mahkûm çıktı, törene katıldı, geri döndü. Yasal süreç eksiksiz işledi.</p>
<p>Peki sorun ne? Sorun, yüksek profilli bir davanın mahkûmu söz konusu olduğunda kamuoyunun bu tür rutin prosedürlere hiç de rutin bakmadığı gerçeği. Adalet sistemi bir yanda mahkûmların yasal haklarını gözetmek zorunda; öte yanda mağdurların ve kamuoyunun bu süreçlere duyduğu hassasiyet azalmıyor. İkisini aynı anda tam anlamıyla tatmin etmek mümkün mü? O sorunun yanıtı, her yeni cenaze izninde biraz daha karmaşık bir hal alıyor.</p>
<p>Tatlıses ve o gecenin uzun gölgesi</p>
<p>2011&apos;deki saldırı, yalnızca fiziksel bir yaralanmanın çok ötesine geçti. İbrahim Tatlıses, o gecenin ardından uzun ve zorlu bir iyileşme süreci geçirdi. Sahnelere dönme çabaları, sağlık haberleri, kamuoyunun meraklı ve kaygılı bakışları… Tatlıses&apos;in adı, o saldırıdan bu yana bambaşka bir anlam katmanı kazandı. Ve Abdullah Uçmak&apos;a dair her haber, kaçınılmaz olarak o geceye geri döndürüyor insanı.</p>
<p>Kozan&apos;daki cenaze töreninin sona ermesiyle birlikte Uçmak&apos;ın kısa dışarıda kalış süresi de bitti. Güvenlik görevlileri eşliğinde geri döndü, cezasını çekmeye devam etti. Birkaç saatlik bir parantez, ama içinde barındırdığı sorular çok daha uzun soluklu. Adalet, hak, vicdan ve bellek; bunların hepsi böyle anlarda aynı anda konuşmaya başlıyor. Hangisinin sesini daha yüksek duyduğunuz ise tamamen size kalmış.</p>]]></content:encoded>
      <enclosure url="https://mad.tv/media/a24394.jpg" type="image/jpeg" length="0" />
      <media:content url="https://mad.tv/media/a24394.jpg" medium="image" type="image/jpeg" width="800" height="1200" />
      <media:thumbnail url="https://mad.tv/media/a24394.jpg" width="800" height="1200" />
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Omuz omuza pozlar ortaya çıktı: Deniz Can Aktaş ve Devrim Özkan aşkı artık kaçamaz!]]></title>
      <link>https://mad.tv/turkiye/haberler/omuz-omuza-pozlar-ortaya-cikti-deniz-can-aktas-ve-devrim-ozkan-aski-artik-kacama/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://mad.tv/turkiye/haberler/omuz-omuza-pozlar-ortaya-cikti-deniz-can-aktas-ve-devrim-ozkan-aski-artik-kacama/</guid>
      <pubDate>Wed, 23 Sep 2026 02:31:47 +0300</pubDate>
      <dc:creator><![CDATA[MAD Türkiye]]></dc:creator>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Türk televizyon ve tiyatro dünyasının tanınan isimlerinden Devrim Özkan ile "Yeraltı" dizisinin erkek başrolü Deniz Can Aktaş, bir süredir magazin gündeminin en çok merak edilen çi…]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türk televizyon ve tiyatro dünyasının tanınan isimlerinden Devrim Özkan ile &quot;Yeraltı&quot; dizisinin erkek başrolü Deniz Can Aktaş, bir süredir magazin gündeminin en çok merak edilen çifti olmaya devam ediyor. Bu ilginin kaynağı salt dedikodu değil; ardı ardına gelen fotoğraflar. Ve her yeni fotoğraf, bir öncekinden biraz daha fazla şey söylüyor.</p>
<p>Hikayelerin başına dönelim. İkili, birlikte rol aldıkları &quot;Yeraltı&quot; dizisinin ardından Amerika&apos;ya gitti — ya birlikte, ya da en azından aynı Amerika&apos;ya. Tatil fotoğrafları internete düştüğünde, Deniz Can Aktaş ile Devrim Özkan el ele görüntülenmişti. Sosyal medya, tahmin edebileceğiniz gibi sakin kalmadı. Yorumlar, analizler, büyütülmüş ekran görüntüleri, parmak yönleri, bakışlar... Türkiye&apos;nin amatör dedektif ordusu tam anlamıyla sahaya indi.</p>
<p>Tatilin ardından Türkiye&apos;ye dönen Devrim Özkan, havalimanında muhabirlerle yüz yüze geldi. Sorular doğruydu, zamanlaması doğruydu, ama cevaplar bir türlü gelmedi. &quot;Deniz Can Aktaş&apos;la ilişkiniz hayırlı olsun diyelim. Ne zaman başladı?&quot; sorusu karşısında Özkan gülümsedi — ne doğrulama, ne yalanlama. Sonrasında konuyu ustalıkla yeni filmine taşıdı: &quot;Film için buradayız. Şu an okuma provasına gireceğiz. Gerçekten film için buradayım.&quot; Ardından kalabalıktan bunaldığını da belirterek &quot;Ama şu an çok ayıp oluyor. Masa falan da geliyor üzerime. Özür diliyorum&quot; diyip röportajı bitirdi. Bu hamle; oyunculuk mu yoksa gerçek bir panik mi — onu da ayrıca tartışmaya açık bıraktı. Temmuz ayında yaşanan bu sahne, uzun süre gündemin dışına çıkmadı.</p>
<p>Şimdi gelelim yeni kanıta. Çiftin ortak arkadaşları Tarık Tırıl&apos;ın doğum günü yemeğinden paylaşılan fotoğraflarda Deniz Can Aktaş başını Devrim Özkan&apos;ın omzuna koymuş. Poz verilmiş, zorlanmış, biraz da kendinden geçilmiş o magazin fotoğraflarından değil bu. Kaygısız, rahat, etrafındaki herkesle birlikte sırıtan bir kare. Yani iki insanın birbirinin varlığına alışmış gibi göründüğü türden. Doğum günü sahibi Tarık Tırıl, muhtemelen o gece sadece yaş günü kutlamak istiyordu; ama farkında olmadan Türkiye&apos;nin en çok beklenen fotoğraflarından birine ev sahipliği yaptı.</p>
<p>Devrim Özkan&apos;ın temmuzdan bu yana ilişkiye dair hiçbir resmi açıklaması yok. Deniz Can Aktaş da konuya ilişkin sessizliğini koruyor. Bu sessizlik, elbette bir yanıt değil — ama aynı omuzda aynı kafa, kelimelerin söyleyemediği şeyi söylemeye en azından çalışıyor. Belki de en dürüst açıklama, bu fotoğrafın içinde saklı: iki kişi, bir doğum günü masası ve maskesiz bir an. Masa bu sefer kimsenin üstüne gelmiyor.</p>]]></content:encoded>
      <enclosure url="https://mad.tv/media/a24118.jpg" type="image/jpeg" length="0" />
      <media:content url="https://mad.tv/media/a24118.jpg" medium="image" type="image/jpeg" width="1440" height="1800" />
      <media:thumbnail url="https://mad.tv/media/a24118.jpg" width="1440" height="1800" />
    </item>
  </channel>
</rss>