MAD TürkiyeMüzik, ünlüler ve popüler kültür
Eğlence

Dizi dünyasında alarm zilleri çalıyor: Murat Yancı'dan şok uyarılar

Televizyon dünyasında işler pek yolunda gitmiyor. Demirören Medya TV Grup Başkanı Murat Yancı, sektörün içine düştüğü derin krizi tüm detaylarıyla anlattı. Durum sandığımızdan çok daha vahim; çünkü eğer acil bir çözüm bulunmazsa ortada ne dizi ne de televizyon kalma riski var.

Murat Yancı, Kanal D'nin en çok izlenen ve fenomen olan dizelerini seyirciyle buluşturan, sektörün dinamiklerine hakim bir yönetici. Gazeteci Ahmet Hakan'ın sorularını yanıtlayan Yancı, krizin senaryo ya da kaliteyle değil, tamamen ekonomiyle ilgili olduğunu vurguladı.

Reklam gelirleri düşerken maliyetler uçuşta

Dizi dünyasını vuran krizin temelinde, yapım maliyetlerinin inanılmaz şekilde artması ama Türk medyasının reklam gelirlerinin hızla düşmesi yatıyor. Bu durum sadece dizileri değil, birçok televizyon programını da etkiliyor ve çoğu içerik artık kendi maliyetini bile karşılayamaz hale gelmiş durumda. Televizyon kanalları ciddi bir kısıtlamayla karşı karşıyayken, dijital platformlar çok daha rahat hareket ediyor.

Özellikle reklam yasakları konusunda büyük bir haksızlık yaşandığına dikkat çeken Yancı, takviye gıda reklamlarının televizyonlarda yasak olduğunu ancak dijitalde "çatır çatır" yayınlandığını belirtti. Televizyonlar sıkı bir denetime tabi tutulup kısıtlanırken, sanal platformların hiçbir sınırlamaya tabi olmaması haksız bir rekabet ortamı yaratıyor. Üstelik televizyonlar yüz milyonlarca liralık dizileri halka ücretsiz sunarken, dijital platformlar bu içerikleri parayla satıyor.

Dijital platformların kontrolsüz yükselişi

Sektör bileşenleri krizle ilgili toplantılar yaparken, durum o kadar kritik ki dizilerin toptan kaldırılması seçeneği bile masada. Günlük ortalama 3 saat 38 dakika televizyon izleyen bir toplum için bunun büyük bir yıkım olacağını söyleyen Yancı, televizyonların denklemden çıkmasının bir milli güvenlik sorununa yol açabileceğini savunuyor. Televizyonlar sahneden çekilirse, meydanın tamamen kontrolsüz dijital platformlara kalacağını belirtiyor.

Yancı'ya göre televizyonlar en temiz içeriği yayınlayan mecralar çünkü en ufak bir ihlalde on milyonlarca lira ceza ödüyorlar. Buna karşın dijital platformların manipülasyona ve dezenformasyona açık olduğu, şiddet, uyuşturucu ve sapkın içeriklerin buralarda önünün açık olduğu ifade ediliyor. Ayrıca yerli dijital yatırımlar, yabancı devlerle eşit şartlarda yarışamıyor; çünkü yerliler içerik sorumluluğu ve mali yükümlülükleri taşırken yabancılar bu yüklerden uzak.

Yumuşak güç kaybı ve çözüm önerileri

İçeriklerin yayınlanma şartlarındaki çarpıklık da dikkat çekici. Televizyon için çekilen bir dizi dijitalde yayınlanabiliyor ancak dijitalde yayınlanan içeriklerin yüzde 90'ı, uygunsuzluklar nedeniyle televizyona taşınamıyor. Yancı, yerli medyanın bu durumdayken hala hedefte olduğunu ve itibar suikastlarına maruz kaldığını belirterek, televizyonları ve dizi sektörünü yok etmek isteyenlerin kim olduğu sorusunun cevabının çok önemli olduğunu vurguluyor.

Türkiye'nin dünyadaki yumuşak gücü olan dizi sektörü, yaklaşık 1 milyar dolarlık bir ihracata sahip. Yancı'ya göre bu diziler, 1 milyara yakın kişiye Türkçe öğretti ve Türkiye sempatisi oluşturdu. Ancak önlem alınmazsa bu ihracatın biteceği ve küresel etkinin kaybolacağı uyarısı yapılıyor.

Çözüm için ise maliyetlerin acilen düşürülmesi ve sektör bileşenlerinin ortak adımlar atması gerektiği söyleniyor. Birçok Batı ülkesinin kendi dizi sektörünü desteklediği örneği verilen Yancı, İspanya'da dizi maliyetlerinin yüzde 40'ına kadar teşvik verildiğini hatırlattı. Yancı, sektör üzerindeki ağır yükün vakit kaybetmeden kaldırılması gerektiğini söylüyor. Bakalım dizi sektörü bu finansal darboğazdan nasıl çıkacak, yoksa gerçekten ekranları kapatma noktasına mı geleceğiz?

Kamu kaynakları, Wikipedia, YouTube, Instagram ve TikTok'tan alınan bilgilerle.