Salih Güney'den kırmızı halıda kırmızı alarm: "Şimdi değil, birazdan!"

Türk sinemasının karizmatik yüzlerinden Salih Güney, son yıllarda gözlerden uzak, sakin bir hayatı tercih ediyor. Usta bir oyuncu herhangi bir etkinlikte göründüğünde ister istemez eski günlere dönüp bir kez daha bakıyorsunuz; hem "ne güzeldi o yıllar" diyorsunuz, hem de o tanıdık yüzün hâlâ aynı duruşla ortalıkta olmasından bir garip mutlu oluyorsunuz.
Güney, 21 Eylül'de Atatürk Kültür Merkezi'nde düzenlenen 27. Sadri Alışık Tiyatro ve Sinema Oyuncu Ödülleri törenine bu sefer seyirci olarak değil, onurlu bir misafir sıfatıyla katıldı. Sinemaya verdiği onlarca yıllık emek, Sinema Onur Ödülü ile taçlandırıldı. Aynı ödüle sinema dalında Suzan Avcı, tiyatro dalında ise Yıldız Kültür değer görüldü. Sadri Alışık'ın adını taşıyan bir gecede Yeşilçam'ın köklü isimlerinin bu şekilde onurlandırılması, törene başlı başına nostaljik bir ağırlık kattı.
Gecede yalnızca usta kuşak değil, farklı dönemlerden oyuncular da bir araya geldi. Çolpan İlhan Sanata Değer Katan Kadınlar Ödülü Suna Keskin'e giderken, Sarı Zarflar filmindeki performanslarıyla Özgü Namal ve Tansu Biçer Seçici Kurul Özel Ödülü'nün sahibi oldu. O da Bir Şey mi? filmindeki rolüyle Merve Asya Özgür de Ekrem Bora Yılın En İyi Çıkış Yapan Oyuncu Ödülü'nü kucakladı. Bir gecede hem Yeşilçam'ın duayenleri hem de yeni kuşağın yükselen isimleri aynı sahneye çıkıyorsa, bu törenin sektör için taşıdığı anlam da ortada demektir.
Salih Güney, ödülünü aldıktan sonra verdiği röportajda gecenin adını aldığı Sadri Alışık'ı andı. Onu insanları eğlendirmeyi seven biri olarak hatırladığını söyledi. Hem eski bir dostun anısına sahip çıkmak, hem de onun adını taşıyan törenin onur ödülünü almak; bu ikisi bir araya gelince gecenin Güney için sıradan bir etkinlikten çok daha fazlası olduğu açık.
Ancak Salih Güney'in o akşam kameralara yansıyan tek anı ödül töreni değildi. Kırmızı halıda basına poz verirken bir kadın yanına yaklaşıp onunla fotoğraf çektirmek istedi. Tam o sırada basın mensupları Güney'in tek başına pozlarını almaya çalışıyordu; flaşlar, objektifler, bir o yana bir bu yana dönen kameralar... Yani ortam zaten epey kalabalık ve tempolu.
Kadının isteğini dile getirdiği o anda Güney bir an durakladı. Kadının Türkçe bilmediğini fark eden usta oyuncu, o anın uygun olmadığını anlatmaya çalıştı ve kısa, net bir biçimde "Şimdi değil, birazdan" dedi. O sıradaki bakışları ve mimikleri magazin kameralarından kaçmadı.
Düşününce aslında son derece insani bir an bu. Bir yanda onlarca yılın emeğine nihayet sahne ışığı tutuluyor, diğer yanda kameralara en iyi pozisyonla görünme telaşı var, bir de tam o sırada beklenmedik bir talep geliyor. Güney'in tepkisi ne saldırgan ne de soğuk; sadece dürüst. "Birazdan" diyebilmek, o kalabalıkta hem kendine hem karşındakine saygı göstermenin belki de en zarif yolu.
Kırmızı halı etkinlikleri tam da bu yüzden ilginç: Ne kadar planlansa da her an spontane bir sahneye dönüşebilir. Bir yanda en parlak halinle var olman bekleniyor, diğer yanda anlık durumları sakince yönetmen gerekiyor. Yılların deneyimi işte tam bu noktalarda kendini gösteriyor; paniksiz, ama net.
Sonuçta bu küçük kırmızı halı anı, Güney'in o özel gecesine gölge düşürmedi. Aksine, onur ödülü alan bir Yeşilçam ustasının sıradan bir insan gibi anlık bir gerginlik yaşayabileceğini, bunu da sadeceyle atlatabileceğini gösterdi. Efsane olmak zor iştir; ama nasıl efsane olunduğu, işte böyle küçük anlarda da belli oluyor.
