Hayal Köseoğlu'ndan X'e radikal yaklaşım: Dedektif Köseoğlu iş başında!

Hayal Köseoğlu, dobra açıklamaları ve kendine özgü tarzıyla zaten sık sık gündeme geliyor. Ama bu sefer gündem konusu ne bir dizi, ne bir kıyafet seçimi ne de başka bir şey: bu sefer konu, sosyal medya alışkanlığı ve eleştirilerle başa çıkmanın Hayalce yolu.
Kötü yorumlara Hayalce çözüm
Malum, sosyal medya hayatımızın ayrılmaz bir parçası hâline geldi. Her gün milyonlarca insan orada takılıyor, fikir beyan ediyor, bazen de haddini aşarak yorumlar yapıyor. Ünlü isimler ise bu durumdan en çok nasibini alan kesim; çünkü bir yorum butonu ve biraz cesaret, kimseyi eleştiri uzmanı yapıyor. Hayal Köseoğlu da sık sık eleştirilerin hedefinde. Ancak o, bu eleştirilere karşı son derece ilginç bir savunma mekanizması geliştirmiş.
Çoğu ünlünün yaptığı gibi doğrudan cevap vermek, engellemek ya da ekrana bakıp derin bir iç çekip geçmek yerine bambaşka bir strateji izliyor: adeta bir sosyal medya dedektifi gibi, hakkında olumsuz yorum yapan kişinin profiline dalıp o kişinin geçmiş paylaşımlarını kurcalamaya başlıyor. Amacı ise o kişinin başka konularda yaptığı iyi ve güzel paylaşımları bulmak. Köseoğlu'nun kendi ifadesiyle: "Ben tam bir Twitter bağımlısıyım. Bana kötü bir şey söyleyen bir insan olduğunda hemen profiline giriyorum. Başka şeyler hakkında söylediği iyi, güzel şeyleri arayıp onlara bakıyorum."
Profiline dalıp içindeki iyiliği bulmak
Şimdi durun bir dakika. Kaçımız bize gıcık bir yorum geldiğinde aynı şeyi yapabiliriz? Büyük ihtimalle "zaman kaybı" deyip geçiyoruz ya da o blok tuşuna biraz fazla sert basıyoruz. Hayal Köseoğlu ise bu işi bir rutine dönüştürmüş; sanki o kötü yorumu yapan kişinin içinde bir yerlerde saklı iyiliği bulmaya ant içmiş gibi arıyor, tarıyor.
"Ay, Hayal'in de işi gücü yok muymuş?" diyenler çıkabilir. Ama bir saniye! Hepimiz negatif enerjinin sosyal medyada ne kadar hızlı ve ne kadar ücretsiz yayıldığını biliyoruz. Belki de bu yöntem, o negatif döngüyü kırmanın en yaratıcı ve en az beklenen yolu. Düşünsenize, biri size saçma sapan bir şey yazıyor; siz de profiline bakıyorsunuz ve meğerse iki gün önce sokak hayvanları için ne güzel bir paylaşım yapmış. O anki öfke, yerini biraz olsun "Hmm, demek o kadar da kötü biri değilmiş" düşüncesine bırakabilir mi? Kim bilir?
Bu yöntem bizim için ne anlatıyor?
Köseoğlu'nun samimi itirafı, ünlülerin eleştirilerle nasıl başa çıktığına dair ilginç bir pencere açıyor. Kimi sinirlerine hakim olamaz ve çok uzun bir hikâye paylaşımı atar, kimi PR ekibine danışıp "biz bu yorumu görmedik" moduna girer, kimi de bu kadar özgün bir yöntem geliştirir. Köseoğlu'nunki neredeyse felsefi bir tutum: sen bana kötü konuşsan da, ben senin iyi yanını bulana kadar peşinden gideceğim. Anonim profillerin arkasındaki insanları sıradan birer klavye trolünden öte, daha insan gözüyle görmeye çalışmak.
Üstelik bu yaklaşımın kendisi için de işlevsel bir tarafı var: o profili karıştırırken öfke dağılıyor, dikkat başka bir yöne kayıyor ve sonunda belki gerçekten o kişiye dair olumlu bir şey çıkıyor ortaya. Psikolojik olarak da fena bir numara sayılmaz, değil mi? "Seni anlamaya çalışıyorum" demek, "seni önemsemiyorum" demekten çok daha yorucu ama belki çok daha sağlıklı.
Öte yandan bu alışkanlık, sosyal medyanın bize ne yaptığını da gösteriyor. Köseoğlu kendini "tam bir Twitter bağımlısı" olarak tanımlıyor ve bu itirafın içinde hem mizah hem gerçeklik var. Sosyal medyayı bırakamıyoruz, eleştirileri görmezden gelemiyoruz ama o eleştirilerle nasıl yaşayacağımızı da öğrenmek zorunda kalıyoruz. Köseoğlu'nun yöntemi bu anlamda, hem ironik hem de şaşırtıcı biçimde umut verici.
Peki siz olsanız bu kadar sabırlı olup profil profil gezer, o iyilik kırıntılarını arar mıydınız; yoksa "yine mi sen!" deyip blok tuşuna mı basardınız?
