MAD TürkiyeMüzik, ünlüler ve popüler kültür
Yaşam

Kavgalarda hep karşı taraf mı suçlu? Bir dur bakalım!

Pexels

Hepimiz biliyoruz o hissi, değil mi? Bir tartışmanın fitili ateşlendiğinde içimizden hemen şunu geçiririz: yine onun yüzünden! Sanki etrafımızdaki herkes dev bir sorun yumağı, her gerginliğin tek ve biricik sorumlusu onlar. Ama dur bir dakika. Hiç düşündün mü, acaba o tartışma kazanları sadece karşı tarafın ateşiyle mi kaynıyor? Yoksa biz de bazen, fısıltıyla ya da bangır bangır, ateşe benzin dökmeye gönüllü oluyor muyuz?

İlişkilerde iletişim, ister aşk ister arkadaşlık olsun, tek taraflı bir yol değil. Sadece ne söylediğimiz değil, nasıl dinlediğimiz, nasıl tepki verdiğimiz ve duygularımızı nasıl yönettiğimiz de o havayı baştan sona belirleyebiliyor. Üstelik bu o kadar sinsi işliyor ki, çoğu zaman kendi payımızı görmek bile istemiyoruz. Eğer aynı senaryolar dönüp dolaşıp karşımıza çıkıyorsa, belki de kendi davranışlarımıza dürüstçe bakmak gerekiyor. Kimsenin mükemmel olmasını beklemiyor kimse; ama bazı alışkanlıkları fark etmek, o kısır döngüyü kırmak için gerçek bir başlangıç noktası olabilir.

Savunma modunu kapat, kulaklarını aç

Bir tartışma anında ne yapıyoruz çoğunlukla? Karşı taraf konuşurken biz çoktan cevabımızı zihnimizde yazmaya başlıyoruz. Daha cümlenin sonunu duymadan lafa atlıyoruz ya da içimizden onun her kelimesini çürütecek argümanlar topluyoruz. İşte bu, hepimizin az çok tanıdığı klasik savunma modu. Kulak veriyormuş gibi yapıyoruz, ama tek amacımız söylenen her şeyi kendi açımızdan haklı çıkaracak bir karşı hamleye dönüştürmek.

Bu oyunun kazananı hiç olmadı, olmayacak da. Çünkü bu modda dinlediğinde, karşıdaki kişinin aslında ne hissettiğini tamamen ıskalarısın. Belki sana sitem ediyor, belki bir şeye içerlemiş, belki de sadece beni duy, beni anla demek istiyor. Seni anlıyorum gibi kısa, mütevazı bir cümle, o buz dağlarını bir anda eritebiliyor. Evet ya, hiçbir argüman kadar değil. Bir dahaki sefere, içindeki aceleci avukatı biraz susturup gerçekten dinlemeyi dene. Anlamaya çalışmak, cevap vermekten çok daha güçlü bir iletişim aracı; bizden söylemesi!

Hep sen, hiç sen tuzağına düşme

Tartışmaların en zehirli ifadeleri hep ve hiç kelimeleriyle başlar. "Sen hep böylesin!", Sen asla beni dinlemezsin! Bu cümleler, karşımızdaki kişiyi anlık bir olayın sorumlusu olmaktan çıkarıp doğrudan kişilik saldırısına maruz bırakıyor. Doğal olarak da karşıdaki kişi anında kapıları kapatıp savunmaya geçiyor; çünkü kimse her zaman hata yapan biri etiketini yemek istemez.

Peki ne yapmalı? Yaşanan somut durumu ve senin o durumdan nasıl etkilendiğini anlat. Şu olay yaşandığında çok üzüldüm demek, sen hep beni üzüyorsun demekten çok daha yapıcı. Birincisi bir sohbet başlatır, ikincisi direkt savaşa davet eder. Birincisi bir kapı aralar, ikincisi o kapıyı çarpar. Niyetin karşıdakini ezmek değil, ortak bir sorunu çözmek olmalı; seçim senin!

Kara defteri kapat, geçmişi bırak

Bazılarımızda vardır böyle bir kara defter alışkanlığı. Kim ne zaman ne yaptı, bizi nasıl üzdü, hangi sözü verip tutmadı; hepsini sessizce içimize not alırız. Sonra bir tartışma çıktığında o defter anında açılır ve geçmiş hesaplar ortaya dökülür. Ya ama geçen ay sen de... cümlesiyle başlayan o an, o anki spesifik bir sorunu çözmek yerine gerginliği katlamaktan başka bir işe yaramaz. Üstelik karşıdaki kişi de kendini bir anda yargılama kürsüsünde bulur; oradan sağlıklı bir diyalog çıkmaz.

Sağlıklı ilişkiler, kimin daha çok hata yaptığını ölçen bir yarışma değil. Karşılıklı anlayış, hoşgörü ve gelişime açıklık üzerine kurulur. Bazen en güçlü hamle, geçmişteki küçük bir hayal kırıklığını geride bırakıp büyük resmi görmektir. Küçük bir savaşı kazanmak uğruna bütün ilişkiyi kaybetme riskine girilir mi hiç?

Özetle, bitmek bilmeyen tartışmaların tek sorumlusu biz olmayabiliriz; ama kendi payımıza düşeni de görmezden gelemeyiz. Kendi davranışlarımızı fark etmek, daha sağlıklı ilişkilerin gerçek anahtarı. Mükemmel olmak zorunda değilsin. Ama dinlemeye, anlamaya ve değiştirmeye istekli olmak tüm farkı yaratır. Yoksa hep aynı kısır döngüde dönüp duracak mısın? Kararı sen ver!

Kamu kaynakları, Wikipedia, YouTube, Instagram ve TikTok'tan alınan bilgilerle.