MAD TürkiyeMüzik, ünlüler ve popüler kültür
Yaşam

Pasaportunu alüminyum folyoya sarıp gezenler: dijital detoks mu, paranoya mı?

Pexels

Son dönemde sosyal medyada öyle bir akım yayıldı ki 'yok artık' dedirtti. Dijital çağın getirdiği kolaylıklar kadar, insanı paranoyaya sürükleyen endişeleri de bir o kadar fazla. İşte bu endişelerden biri, modern pasaportlardaki RFID çipleri üzerinden kişisel verilerin çalınma ihtimali. Hal böyle olunca, seyahat tüyosu arayışındaki tatilciler akıllara durgunluk veren bir çözümle karşımıza çıktı: pasaportları alüminyum folyoya sarmak. Evet, yanlış okumadınız. Marketten alınan o sıradan mutfak folyosu, artık bazıları için birinci sınıf siber güvenlik tedbiri.

Mantık basit görünüyor: Folyonun radyo dalgalarını engellediği düşünülerek çipteki verilerin uzaktan okunmasının önüne geçilecek. Kötü niyetli biri kalabalık bir havalimanında yanınızdan geçerken pasaportunuzdaki çipi okuyabilir mi? Gerçekten bu kadar endişelenmeli miyiz, yoksa boşuna mı kasıyoruz? Bu soruların cevabını vermeden önce, biraz geri çekilip bu çiplerin aslında ne olduğuna ve ne işe yaradığına bakmak gerekiyor.

Pasaport folyolama çılgınlığı: nedir bu olay?

Modern pasaportlarda, veri sayfasına entegre edilmiş RFID çipi olarak adlandırılan bir çip bulunuyor. Bu çip sayesinde sınır kapılarında kimlik kontrolleri hem daha hızlı hem de sahteciliğe karşı çok daha güvenli hale geliyor; görevliler belgeyi okutup geçiyor, kuyruklar ilerliyor, herkes mutlu. Peki çipin içinde tam olarak ne var? Dijital pasaport fotoğrafının yanı sıra ad, doğum yeri, cinsiyet, göz rengi, boy ve ikamet yeri gibi kişisel bilgiler ile pasaport alınırken verilen iki parmak izi de saklanıyor. Bu kadar bilginin tek bir çipte bir arada bulunması insanı düşündürüyor: ya biri bu verilere yetkisizce erişirse?

İşte TikTok ve Reddit'teki akımın körüklediği asıl korku bu. Kullanıcılar, folyonun bu çipten yayılan radyo dalgalarını bloke edeceğini ve böylece kalabalık bir terminalde kendilerini gizlice tarayan meçhul bir siber suçluyu engelleyeceğini düşünüyor. Belki yanlarında folyo taşırken kendilerini birer James Bond gibi hissediyorlardır. Belki de sadece sosyal medyada gördükleri bir şeyi sorgusuz sualsiz uygulayanlar arasındalar. Her iki ihtimal de mümkün. Ancak işin aslı pek öyle değil.

Uzmanlar ne diyor? Boşuna kasmayın!

Uzmanlar bu konuda oldukça net: Normal seyahat koşullarında yetkisiz erişim ihtimali son derece düşük. Neden mi? Çünkü pasaportlardaki RFID çipinin kapsama alanı zaten oldukça kısa. Temassız ödemelerde olduğu gibi, bir okuyucunun belgeye neredeyse temas edecek kadar yakın olması gerekiyor. Yani kalabalık bir havalimanında yanınızdan süzülüp geçen biri, efsanevi gizli cihazıyla verilerinizi uzaktan 'çekip alıyor' değil. Bu senaryo ancak bilim kurgu filmlerinin senaryolarında hayat buluyor.

Alüminyum folyonun radyo dalgalarına karşı geçici bir bariyer oluşturduğu düşünülse de uzmanlar bu yöntemi büyük ölçüde gereksiz ve etkisiz olarak değerlendiriyor. Üstelik pasaportu sürekli folyoya sarıp açmak başlı başına bir dert. Düşünsenize: sınır kontrolündesiniz, sıranız gelmiş, görevli pasaportu istiyor. Siz de hemen şıkır şıkır folyoyu açmaya çalışıyorsunuz. Arkada uzun kuyruk, herkes size bakıyor, siz orada küçük bir folyo paketiyle cebelleşiyorsunuz. Tatil öncesi havalimanı stresi yetmezmiş gibi bir de folyo draması mı yaşayalım? Bu yöntem gerçek bir güvenlik avantajı sağlamaktan çok, kişiye kendini güvende hissettirmekle ve diğer yolcuların şaşkın bakışlarını üzerine çekmekle kalıyor.

Gerçekten güvende miyiz?

Aslında pasaportlardaki veriler zaten sıkı bir koruma altında ve bu koruma düşündüğünüzden çok daha kapsamlı. Almanya örneğinde pasaport çipindeki bilgilerin tutulduğu merkezi bir veri tabanı bulunmuyor; yetkililerin kayıtlarında elektronik pasaport öncesiyle aynı veriler yer alıyor, sisteme fazladan bir bilgi yığılmıyor. Parmak izleri ise yalnızca pasaportun kendisinde tutuluyor. Pasaport sahibi belgesini teslim aldığında, üretim sürecinde kullanılan tüm parmak izi verileri Almanya Pasaport Yasası'nın 16. maddesi uyarınca yetkililer tarafından geri döndürülemez şekilde siliniyor. Yani devlet önlemini çoktan almış, bize de bu sisteme güvenmek düşüyor.

Kısacası pasaportunu folyoya sarma hikayesi, bilimsel bir güvenlik avantajı sağlamaktan çok kişisel bir 'kendini güvende hissetme' illüzyonu yaratıyor. Bir de havalimanında diğer yolcuların 'bu ne yapıyor şimdi?' bakışlarına maruz kalmak cabası. Sosyal medyanın bir sonraki büyük seyahat keşfinin ne olacağını dört gözle bekliyoruz; umarız bu sefer biraz daha pratik bir şey olur.

Kamu kaynakları, Wikipedia, YouTube, Instagram ve TikTok'tan alınan bilgilerle.