Tuvana Türkay Setlerdeki 'Yıpratıcı Kötülükleri' Anlattı: Replik Unutturmaya Çalışanlar Var!

"Smart Sahne" programının son bölümü, oyuncu Tuvana Türkay'ın açıklamalarıyla hafızalara kazındı. Güzel oyuncu, yeni projesi "Bir Şehnaz Oyun" müzikali hakkında konuşurken konuyu bir anda setlerde yaşananlara getirince olanlar oldu. Meğer bizim ışıltılı sandığımız setlerin ardında neler dönüyormuş neler…
Program, Zeynep Bozkaya ve Berke Kosova'nın sunuculuğunu yaptığı "Smart Sahne". Salı akşamları Spor Smart'ta, çarşamba akşamları da Dream Türk'te yayınlanıyor. Bu haftaki bölüme ise "Bir Şehnaz Oyun" müzikalinin iki önemli ismi, Tuvana Türkay ile Çiçek Dilligil konuk oldu. İkili, hem yeni projeleri hem de sektörün pek de görünmek istemediği yüzü hakkında konuştu.
"İçimde yeniden çiçekler açtı" dedirten müzikal!
Tuvana Türkay, bu proje için içinde çok güzel çiçekler açtığını söyledi. Yanında Çiçek Dilligil gibi bir usta olması ise işi daha da özel kılıyor. Türkay, Dilligil'i hem müthiş bir hoca hem de öğrenmeye açık harika bir öğrenci olarak tanımladı ve onun yardım etme dürtüsünü büyük bir erdem olarak nitelendirdi. Çiçek Dilligil de müzikal için sahneye günümüz ruhuna uygun, yenilenmiş bir uyarlamayla çıkacaklarını açıkladı. Düşünsenize, böyle pozitif bir enerjiyle dolu bir projede yer almak, sektörü içten içe kemiren o acımasız rekabet ortamına ne kadar da zıt!
Replik unutturma çabaları, set terk etmeler… Resmen Survivor!
İşte zurnanın zırt dediği yer tam da burasıydı. Tuvana Türkay, sektörde karşısındakinin başarısızlığından haz duyan insanlar olduğunu dile getirdi. Yok artık diyoruz, bir meslektaşının repliğini unutturmaya çalışan oyuncularla karşılaşmak mı? Bu resmen filmlerde, dizilerde gördüğümüz entrikaların ta kendisi! Türkay, sırf odağını bozmak ve repliğini unutturma amacıyla gözünün içine bakmak yerine başka yönlere bakan oyuncularla karşılaştığını anlattı. Yani bildiğimiz psikolojik savaş! Amaç basit: Türkay'ın repliği aklından çıksın, o meslektaşı da hatırlatıp üstünlük kursun. Türkay, bu davranışları küçük ama yıpratıcı kötülükler olarak tanımladı ve bu tanım hakikaten cuk oturuyor.
Sadece bu da değil. Türkay'ın anlattıkları arasında, bazı oyuncuların reji asistanlarından izin alıp seti terk etmesi de yer aldı. Bu durumda diğer oyuncular, karşısında kimse yokken boşluğa oynayarak sahneleri tamamlamak zorunda kalıyor. Düşünsenize: partneriniz yok, bomboş bir alana bakıp o duyguyu vermeye çalışıyorsunuz. Hem sahnenin kalitesi düşüyor hem de oyuncunun motivasyonu yerle bir oluyor. Sanat denen şey, böyle bir ego savaşının içinde nasıl var olabilir ki? Biz hep kamera önündeki o büyülü anlara odaklanıyoruz ama arka planda dönenler, dizi setini neredeyse bir rekabet arenasına çevirmiş.
Tuvana Türkay'ın bu açıklamaları, sektörün sadece kırmızı halı ve ödül törenlerinden ibaret olmadığını bir kez daha gözler önüne serdi. Müzikalde içinde çiçekler açtığını söylediği atmosferin tam tersi bir deneyimden geçmesi, insanı düşündürüyor. Umarız bu tip toksik davranışlar azalır ve setler, sanatın gerçekten icra edildiği, destekleyici ortamlara dönüşür. Yoksa izlediğimiz yapıtların tadı da bir gün kaçar, aman dikkat!
