MAD TürkiyeMüzik, ünlüler ve popüler kültür
Eğlence

Şabaniye'nin Nazlı'sı 63 yaşında yine gündemde

Çiğdem Tunç'u tanımayan var mı aramızda? Kemal Sunal'ın başrolünde olduğu, Kartal Tibet'in yönettiği 1984 yapımı Şabaniye'de canlandırdığı Nazlı karakteri, aradan geçen onca yıla rağmen hâlâ akıllarda. Film televizyonda her yayınlandığında Nazlı yeniden konuşuluyor, Tunç'un yıllar içindeki değişimi ya da değişmeyişi yeniden merak konusu oluyor. Bu merak, Türk sinemasına duyulan nostaljinin ötesinde bir şey: insanlar gerçekten merak ediyor, "bu kadın ne yapıyor, nereye gitti, neden hâlâ bu kadar iyi görünüyor?" diye.

Aslında Tunç'un hikâyesi sinemayla başlamıyor. Uzun yıllar bale eğitimi alan ünlü isim, profesyonel sanat hayatına balerin olarak adım atıyor. Bu başlangıç önemli çünkü balerin olmak sıradan bir kariyerle kıyaslanacak bir şey değil; disiplin, fiziksel kontrol ve sahne alışkanlığı isteyen, erken yaştan itibaren yoğun bir eğitimi gerektiren bir yol. Tunç o yolda yürüdükten sonra sinemanın kapısını buluyor ve 80'li yıllarda peş peşe yapımlarla izleyici karşısına çıkıyor. Şabaniye ise o dönemin en akılda kalıcısı olarak öne çıkıyor; güzelliği ve enerjisiyle dönemin dikkat çeken isimlerinden biri olarak anılmaya başlıyor.

90'lı yıllarda sınır değişiyor: Tunç, Mehmet Ali Erbil ile birlikte sunduğu programlarla televizyon dünyasına geçiyor ve ikili o dönemin en sevilen ekran yüzlerinden biri hâline geliyor. Sunuculuk tek başına yeterli değilmiş gibi, oyunculuğu da bırakmıyor. Çılgın Bediş, Tatlı Hayat, Neredesin Firuze, Genco, Geniş Aile ve Jet Sosyete gibi birbirinden farklı dönemlere ve türlere ait projelerde art arda karşımıza çıkıyor. Bu liste sadece bir özgeçmiş değil; farklı kuşakların farklı Çiğdem Tunç'larla büyüdüğünün kanıtı. Kimi onu Nazlı olarak biliyor, kimi ekran çiftinin yarısı olarak, kimi de favori dizisinin o tanıdık yüzü olarak.

Tüm bu koşuşturmanın içinde tiyatrodan hiç kopmayan Tunç, bir adım daha atarak kendi tiyatrosunu kuruyor: Çiğdem Tunç Tiyatrosu. Sadece oyunculuk yapmakla kalmayıp genel sanat yönetmenliğini de üstleniyor; yani hem sahnede hem de sahnenin arkasında var. Şu sıralar tiyatronun 2026-2027 sezonu için hazırladığı Neon Çiçekler adlı müzikal komediyle uğraşıyor. Mustafa Aslantaş'ın kaleme aldığı, Tunç'un Yaşar Ayvacı ile birlikte yönettiği iki perdelik bu oyunun prova kareleri geçtiğimiz günlerde paylaşıldı. Yani hem yönetmen hem oyuncu kimliğiyle sahnede aktif olmaya devam ediyor; bu ikisini aynı anda yapmak ayrı bir yetenek ve ayrı bir enerji istiyor.

Peki ya o meşhur gündem? Sosyal medyayı aktif kullanan Tunç, hem günlük hayatından hem de sahne çalışmalarından kareler paylaşıyor. Son görüntüleri ise takipçilerin dikkatinden kaçmıyor. Yıllara meydan okuyan enerjisi ve görüntüsüyle yeniden konuşulmaya başlandı; yorumlar arasında en çok tekrarlananlar "zaman durmuş gibi" ve "zamansız güzellik" oldu. Bu aslında yeni bir şey değil: Tunç daha önce de bu tür yorumlarla karşılaşmış ve esprili bir dille cevap vermişti. Estetik ameliyat geçirmediğini, doğal kalmayı tercih ettiğini ve kendi kuşağındaki sanatçıların artık ustalık dönemlerinde olduğunu söylemişti. Haklı da sayılır; Yeşilçam'dan tiyatroya uzanan, balerinlikten genel sanat yönetmenliğine evrilen bir kariyer zaten başlı başına bir uzmanlık belgesi.

63 yaşında hem sahnenin yönetmenliğini yapıp hem oyunculuğunu sürdürmek, üstüne bir de sosyal medyada gündem oluşturmak… Bence sırrı o yıllarca süren bale disiplininden geliyor. Siz ne dersiniz?

Kamu kaynakları, Wikipedia, YouTube, Instagram ve TikTok'tan alınan bilgilerle.