Tuba Ünsal Kızı İçin Paris'e Taşındı: "Kaçalım Anne, Bırakma Beni"

Her şey, kızı Sare'nin Paris'teki sanat okullarından Lycée Molière'e kabul edilmesiyle başladı. Lycée Molière sıradan bir lise değil; sanat eğitimine verdiği ağırlıkla tanınan, Paris'in köklü kurumlarından biri. Sare burada tiyatro okuyacak. Bir anne için çocuğunun böyle bir okula kabul edilmesi zaten başlı başına büyük bir heyecan kaynağıyken, Tuba Ünsal daha da ileri gidip kızının yanında olmak için oğlu Civan Mert'i de alarak Paris'e yerleşmeye karar verdi. Yani bu, "Seni bırakıp gidiyorum, iyi şanslar" türünden bir annelik değil; bavul toplayan, şehir değiştiren, oğlunu da peşine takan bir annelik.
Ancak bu sürecin hiç de pürüzsüz geçmediği, Ünsal'ın sosyal medya paylaşımlarından açıkça belli oluyor. "Bu yaşadığım bir ayı bir ben, bir gökyüzü, bir de gözyaşlarımın aktığı tüm şehirler biliyor" diye yazan biri için son bir ayın gerçekten yoğun ve zorlu geçtiğini anlamak güç değil. Yeni bir ülke, yeni bir düzen, iki çocuk, bir sürü bilinmez — ve bütün bunların ortasında "şükran" diyebilmek ayrı bir olgunluk istiyor. Ünsal, paylaşımında çevresindeki destekçilere de minnettarlığını dile getirdi; belli ki bu taşınma süreci gerçekten bir ekip çalışması gerektirmiş.
Ve o gün geldi çattı: Sare'nin okulunun ilk günü. Hani derler ya, "Her yeni başlangıç bir vedadır." İşte o türden bir gün. Tuba Ünsal kızını okulun kapısına bırakmadı — sınıfına kadar götürdü. Okul müdürü, Sare ve annesi, o koridorda birlikte yürüdüler. Derken Sare kapıda annesinin elini sımsıkı tuttu ve o meşhur cümleyi söyledi: "Kaçalım anne, bırakma beni." Biz buradan bile duygulandık; Tuba Ünsal'ın o an nasıl ayakta kaldığı ise ayrı bir muamma.
Ama Sare kaçmadı. Sınıfa girdi ve Fransızca kendini tanıttı. Bilmediği bir dilde, bilmediği insanların arasında, yeni bir hayata ilk adımını attı. O kapı kapandığında ise anne gözyaşları sel oldu. Ünsal, "O kapı kapandığında gözyaşlarım aktı. Şimdi okul kapısında bekliyorum" diye yazdı. Hangi anne bu satırları okuyup içi sızlamadan geçebilir ki? Çocuğun ilk adımlarını izlemek de, büyüyüp yuvadan uçarken arkasından bakmak da hep aynı hüznü taşır — ister İstanbul'un bir ilkokul bahçesinde olsun, ister Paris'in kaldırımlı sokaklarında.
Takipçilerinden yoğun destek ve iyi dilek mesajları alan Ünsal'ın bu paylaşımı kısa sürede gündem oldu. Ve haklı olarak: çünkü bu sadece bir ünlünün Paris'e taşınma haberi değil. Bu, bir çocuğun hayalini ciddiye alan, bunun için kendi konfor alanını feda eden bir annenin hikâyesi. Biz de izliyoruz, duygulanıyoruz, ve dürüst olmak gerekirse biraz da imreniyoruz. Gerçi bizim "kaçalım" planlarımız genellikle Ayvalık'ı geçemiyor ama Sare'nin tiyatro sahnesine çıktığı günü görmek için hepimiz sabırla beklemeye hazırız.
