Leyla Smyrna Cabas: Altın Portakal'ın yeni gözdesi

Bazı hikayeler daha ilk cümlesinde 'vay be' dedirtir. Leyla Smyrna Cabas'ınki de tam öyle. Henüz 16 yaşında olmasına rağmen sinema dünyasının kapılarını ardına kadar aralayan ve adını uluslararası festivallerde duyuran bu genç yetenek, şimdi yepyeni bir başarıyla gündemde. Cabas, 24-31 Ekim tarihlerinde gerçekleşecek 63. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde Genç Başarı Ödülü'nü alacak. Hani derler ya, yolun başında ama şimdiden efsane oldu diye, tam olarak öyle bir durum!
Altın Portakal ile arası eskiye dayanıyor üstelik. İlk filmiyle aynı festivalde iki ödül kazanmıştı. Aradan yaklaşık iki yıl geçmesine rağmen bu kez farklı bir filmle, farklı bir ödülü kucaklayacak olması, onun ne denli sağlam adımlarla ilerlediğinin kanıtı. Buradan 'helal olsun' demekten başka ne denir ki?
Kamera karşısında sakin bir yıldız adayı
Çocukluğu dans, jimnastik, resim ve müzikle iç içe geçmiş; yani yetenek havuzunda yüzmüş biri. Daha önce moda alanında kariyer yapmayı hayal etse de hayat onu bambaşka bir yere, kamera karşısına savurmuş. Bu savrulma da tamamen tesadüf eseri olmuş: Fotoğrafçı arkadaşı Muhsin Akgün'ün sosyal medya hesabında paylaştığı fotoğraflarını gören yönetmen Ayçıl Yeltan'ın ablası Görkem Yeltan, 'Sanırım Fidan'ı bulduk' diyerek süreci başlatmış. Kader ağlarını resmen sosyal medya üzerinden örmüş, şaka değil!
Leyla'nın ilk kamera deneyimi ise tam bir profesyonellik örneği. Kendi deyimiyle, ilk sahneyi çektiğini ancak bittikten sonra fark etmiş; kamera testi yaptıklarını sanmış. Biz olsak heyecandan titrer, replikleri unuturduk. O ise hiç heyecanlanmamış, kendini çok rahat hissetmiş. Bu yatkınlığı ne zaman keşfettiğini de tam olarak bilmiyor; ailesinin ve çevresinin ondan önce fark edip kamera önüne yönlendirdiğini söylüyor. Bazen yetenek öyle bir ışık saçar ki, kendi bile fark etmez, etrafındakiler görür önce.
Hem Altın Ayı hem IB programı: çılgın bir denge
Leyla'nın ikinci filmi 76. Berlin Uluslararası Film Festivali'nde Altın Ayı'yı kazandı. Bu büyük başarının parçası olmak, onun oyunculuğa devam etme arzusunu daha da pekiştirmiş. Sette yaklaşık bir ay geçirmiş; ardından uzun bir kurgu ve hazırlık süreci yaşanmış. Ödülün geldiği haberi ise inanılmaz bir his yaratmış. İlker Çatak, İpek Bilgin, Tansu Biçer ve Özgü Namal gibi ustalarla aynı setlerde bulunmak, onları gözlemlemek ve sohbet etmek de onun için paha biçilemez bir okul olmuş.
Tüm bu yoğun tempo içinde eğitimini aksatmıyor. Şu anda oldukça zorlu IB (International Baccalaureate) programında okuyan Leyla, filmleri tatil dönemlerine denk getiriyor. Bir yanda Altın Ayı'lı filmler, öte yanda ders kitapları. Bizim yaşımızda zar zor lise bitiriyorduk, helal olsun!
Geleceğin yıldızı olmak için henüz erken mi?
İnsanlar ona 'geleceğin yıldızı' dese de Leyla bu konuda oldukça mütevazı. Şu ana kadar yalnızca iki projede yer aldığını, hâlâ yolun başında olduğunu düşünüyor; kendini deneyimsiz ama gelişmeye açık olarak tanımlıyor. Daha fazla eğitim alması, daha çok kamera önünde olması ve farklı insanlarla çalışması gerektiğinin de farkında. Bu bilinçle hareket eden bir genç oyuncu görmek gerçekten harika.
Karakterlere hazırlanırken kendi deneyimlerinden yola çıkıyor. İlk filmindeki Fidan ile ikinci filmindeki Ezgi birbirine tamamen zıt karakterler olsa da her ikisinde de önce kendine yakın hissettiği yanları keşfetmeye çalışmış. Fidan'ın LGS stresini oynarken kendi o sürecin tam ortasındaymış; Ezgi'nin sınav baskısına duyduğu öfkeyi ise LGS'nin üzerinden henüz bir buçuk hafta geçmişken yansıtmış. Resmen metot oyunculuk, başka ne denir!
Sosyal medya yorumlarına pek takılmaması da ayrı bir akıl işareti. En değerli geri bildirimlerin setten geldiğini söylüyor. İşte bu, gerçek bir sanatçının duruşu. Altın Portakal'dan ödülle dönmek, onun için hem güzel bir kapanış hem de yeni bir başlangıç noktası. Leyla Smyrna Cabas daha neler yapacak, hep birlikte göreceğiz.
