Aliye Uzunatağan'dan Faruk Turgut'a zarif ama net cevap: "Keşke benimle konuşsaydı!"

2022'de ekranlara giren Kızılcık Şerbeti, başladığı günden bu yana hem konu seçimiyle hem de karakterleriyle tartışma yaratan bir dizi oldu. Bu tartışmaların içinde en çok sevilenlerin başında ise Aliye Uzunatağan'ın canlandırdığı Sönmez geliyordu. Dört sezon boyunca izleyiciyle güçlü bir bağ kuran Uzunatağan, yarattığı karakter sayesinde geniş bir hayran kitlesinin kalbine girdi; Sönmez, dizinin bel kemeklerinden biri hâline geldi ve pek çok izleyici için ayrılmaz bir parçası oldu.
Ancak beşinci sezon öncesinde beklenmez bir haber geldi: Uzunatağan diziden ayrılıyordu. Bu ayrılık, hayranlar arasında büyük bir şok etkisi yarattı. Sosyal medya «Sönmez olmadan olmaz» yorumlarıyla doldu taştı; ama ortada hâlâ cevaplanmamış bir soru vardı: Neden?
O sorunun yanıtını ilk veren, oyuncunun kendisi değil yapımcı Faruk Turgut oldu. Turgut, geçtiğimiz aylarda katıldığı bir programda Uzunatağan'ın ücret konusunda anlaşmaya varamadıkları için ayrıldığını öne sürdü. Bununla da kalmayıp şunları söyledi: «Aliye Hanım'ın her sene şöyle bir problemi oluşuyor: 'Ben bu dizinin vazgeçilmeziyim, ben şu kadar para istiyorum' diyor.» Bu açıklamalar kamuoyunda uzun süre konuşuldu; kimi yapımcıya hak verdi, kimi Uzunatağan'ı savundu. Gürültü büyüdükçe büyüdü.
Peki Uzunatağan ne yaptı? Sustu. Hiçbir açıklama yapmadı, hiçbir soruya yanıt vermedi. Aylarca süren bu sessizlik, merakı azaltmak bir yana daha da körükledi. Sessizlik bazen en güçlü yanıttır derler; ama merak edenler için tatmin edici değildir.
Dün akşam katıldığı bir etkinlikte basın mensupları Uzunatağan'ı o soruyla yeniden yüzleştirdi ve oyuncu sonunda o sessizliği bozdu. Neden ayrıldığı sorulduğunda söyledikleri hem kısa hem de son derece yerindeydi: «Benim iş terbiyem yaptığım iş üzerine konuşmama izin vermez. Ben böyle bir insanım. Ben Faruk Bey'i çok severim. Bir yanlış anlaşılma olmuş. Keşke benle konuşsaydı Faruk Bey daha bunları söylemeden önce.»
Bu cümlelerde dikkat çeken birkaç şey var. Birincisi, Uzunatağan doğrudan bir suçlamaya gitmiyor; «yanlış anlaşılma» diyerek kapıyı tamamen kapatmıyor. İkincisi, Turgut'a duyduğu kırgınlığı «keşke benimle konuşsaydı» ifadesiyle kibarca ama net biçimde ortaya koyuyor. Üçüncüsü ve belki de en çarpıcısı, bütün gürültüye, bütün kamuoyu tartışmasına karşın laf kalabalığına başvurmuyor. İş terbiyesi dediği şeyin ne olduğunu, o terbiyenin ta kendisiyle gösteriyor.
Sözün kısası: Uzunatağan, aylarca beklenen yanıtı birkaç cümleyle verdi ve o birkaç cümle, uzun uzun savunma yapan pek çok açıklamadan daha fazlasını anlattı. Acaba Faruk Bey bu sözleri duyunca ne düşündü?
