Ed Sheeran'ın takipçi draması: bir haftada yarım milyon hayran uçtu gitti

Ed Sheeran, 35 yıllık hayatında pek çok şey yaşadı; Grammy'ler, rekor kıran turneler, milyarlık streaming sayıları. Ama kendi itirafıyla geçen hafta bunların hiçbirine benzemiyor: Hayatımın en kötü haftalarından biriydi. Bir hafta içinde Instagram'da yaklaşık 500 bin takipçi kaybeden, bir konserinde gözyaşı döküp teleprompter'dan özür okuyan ve Piers Morgan'ın "ezilmiş kukla" etiketini yapıştırdığı biri için bu açıklama belki de oldukça ölçülü kalıyor.
Her şey Loop adlı turnenin açılış sanatçısı Macklemore'un New Jersey konserlerinde Filistin yanlısı yorumlar yapmasıyla alevlendi. Sheeran'ın ekibi Macklemore'u turne programından çıkardı ve bu karar, beklenmedik bir domino etkisi başlattı. Macklemore 14 Eylül'de kadrodan çıkarıldığını kamuoyuyla paylaştı; bu duyurudan önce Sheeran'ın Instagram takipçi sayısı 47,6 milyondu. Yirmi dört saat içinde 47,3 milyona geriledi; yani tek bir günde 300 bin kişi gitti.
Social Blade verilerine göre düşüş orada durmadı. Sheeran'ın 15 Eylül'de Instagram üzerinden sessizliğini bozduğu gün bile hesabı yaklaşık 150 bin takipçi daha yitirdi. Ertesi gün 98 binden fazla kişi ek kayıp. Hafta sonu boyunca bu erime devam etti ve 23 Eylül itibarıyla takipçi sayısı 47,2 milyona indi. Bir haftada yarım milyon: bu sadece bir rakam değil, bir kamuoyu sinyali.
Macklemore'un gitmesi ise yalnızca başlangıçtı. Diğer açılış sanatçıları Finneas, Lukas Graham ve Aaron Rowe ile destek grubu Beoga da Macklemore ve Filistin ile dayanışma içinde olduklarını belirterek turneden çekildiler. Yani Sheeran'ın sahnesi birer birer boşaldı. Tam bu noktada sosyal medya da verdiği yanıtı net biçimde ortaya koydu: Turneden ayrılan sanatçılar, hafta boyunca toplamda 1,6 milyon yeni takipçi kazandı. Ed'in kaybettiğini başkaları buldu; üstelik katbekat.
Philadelphia'daki konser ise tablonun en çarpıcı sahnesiydi. Sheeran, 50 bin kişilik kalabalığın karşısına gözyaşlarıyla çıktı, haftanın ağırlığını taşıdığını söyledi ve ardından bir teleprompter'dan hazırlanmış bir açıklama okuyarak hayranlarından özür diledi. Bu görüntü, kimileri için samimiyetin simgesi oldu; kimileri içinse tam tersi. Sheeran'ı kalabalığa boyun eğmekle suçlayanların sayısı hızla arttı.
Eleştirmenler arasında sürpriz bir isim de vardı: Piers Morgan. Morgan, Sheeran'ın Hamas'ın 7 Ekim saldırılarını korkunç, İsrail'in tepkisini ise orantısız olarak değerlendirmesine genel hatlarıyla katıldığını belirtti; ancak bunu teleprompter'dan okumak zorunda kalmasını sert bir dille eleştirdi. Morgan'ın sözleri netti: Ezilen bir kukla. Daha iyi danışmanlara ihtiyacı var.
Sheeran, daha önce siyaseti programına karıştırmayacağına dair açık bir taahhütte bulunmuştu. Gazze'ye yapılan saldırıları felaket ve haksız, Hamas'ın eylemlerini ise korkunç olarak nitelendirmesi bu taahhütten geri adım anlamına geliyor. Konuşmak da, susmak da, orta yolu bulmaya çalışmak da bu haftanın ortasında pahalıya patladı.
Sonuçta ortada somut bir tablo var: Yarım milyon giden takipçi, birer birer boşalan bir turne kadrosu, gözyaşıyla verilen bir sahne ve teleprompter'dan okunan bir özür. Sosyal medyanın hafızası kısa ama tepkileri hızlı. Sheeran'ın bu haftadan ne çıkaracağı, turnesi ve kariyeri üzerindeki etkinin ne olacağı ise henüz belli değil. Belki gerçekten unutulur gider; belki de bu hafta onun imajını kalıcı olarak yeniden çizer.
