Bilge Şen sahneden haykırdı: "46 yılın karşılığı bu mu?"

Bazı anlar vardır; sadece bir haber değildir, aynı zamanda koca bir "YUH!" çekme vesilesidir. Tiyatro ve sinemamızın çınarı Bilge Şen'in, 27. Sadri Alışık Tiyatro ve Sinema Oyuncu Ödülleri'nde kürsüye çıktığı an tam olarak böyle bir andı. Usta oyuncu, hayatının anlamı olan sanata adadığı 60 yılın ve özellikle Devlet Tiyatroları'ndaki 46 yıllık hizmetinin karşılığı olarak aldığı emekli maaşını açıklayınca salonda buz gibi bir hava esti.
Sahnenin emektarı, gönüllerin Bilge'si
82 yaşında olmasına rağmen enerjisinden, sahnelerden ve setlerden asla vazgeçmeyen, tiyatronun tozunu yutmuş, sinemanın ışığında parlamış gerçek bir sanatçıdan söz ediyoruz: Bilge Şen. Kariyerine tam 60 yılını adamış, sayısız karakterle hayatlarımıza dokunmuş, Devlet Tiyatroları'nda tam 46 yıl boyunca hem sahneye hem devlete hizmet etmiş biri. Düşünün bir: 46 yıl. Dile kolay. Bu süre zarfında kaç nesil seyirci büyüdü, kaç farklı yönetmenle çalışıldı, kaç farklı karakter hayat buldu sahnede. Üstelik Şen, ilerleyen yaşına rağmen tiyatro ve sinema çalışmalarını bırakmadı; bu, sıradan bir meslek bağlılığı değil, tam anlamıyla bir yaşam biçimi.
O yüzden Bilge Şen bir ödül aldığında sadece bir oyuncu ödül almıyor; uzun ve yoğun bir ömrün, yılmaz bir sanat tutkusunun tanınması yaşanıyor. Bunu aklınızda tutun, çünkü sonraki paragraf çok daha acı.
Mikrofonu kaptı, emekli maaşını açıkladı
- Sadri Alışık Tiyatro ve Sinema Oyuncu Ödülleri töreninde Şen, ödülünü aldıktan sonra yaptığı konuşmada sözü bir anda çalışma hayatına ve emeklilik gelirine getirdi. "46 yıl devlete hizmet ettim, 44 bin TL maaş alıyorum" dedi. Salonda çıt çıkmadı. Evet, yanlış duymadınız: 44 bin TL. Türkiye'nin dört bir yanındaki tiyatro salonlarında onlarca yıl sahneye çıkmış, devletin kurumsal çatısı altında kariyerini inşa etmiş bir sanatçının emeklilikte elinde kalan bu rakam.
Üstelik bu Şen'in ilk açıklaması değil. Geçen yıl Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde de emekli maaşının yoksulluk sınırının altında kaldığını kamuoyuyla paylaşmıştı. Yani bu dert yeni değil; bir anlık öfke ya da törene özgü bir dramatik an da değil. Tekrar tekrar, farklı platformlarda, farklı seyircilerin önünde dile getirme ihtiyacı duyulan, uzun zamandır içini kemiren kronik bir gerçek bu.
Alkışlarla karışık bir tokat
Bir sanatçının alkışlarla ödül aldığı bir gecede aynı zamanda hayatının sitemini dile getirmesi, sanata gönül vermeyi düşünen herkese ciddi bir şey söylüyor. Alkış var, statuet var, "teşekkürler" var; ama hesap da var. "46 yılın karşılığı bu mu?" sorusu, o gece sadece Bilge Şen'in boğazına takılmadı; salondaki herkesin, haberi okuyan herkesin içinde bir yerde asılı kaldı.
Sanat, çoğu zaman tutkuyla seçilir; maddi beklentiyle değil. Ama 46 yılın, onlarca rolün, bitmek bilmeyen provaların, alkışların ve yorgunluğun sonunda "bu kadar mı?" dedirten bir tablo, ne kadar güçlü bir tutku olursa olsun insanı duraksatıyor. Bilge Şen sahnede bunu çok net söyledi: Sitem, gerçek ve somut. Geri kalan her şey — ödül, alkış, 60 yıllık kariyer — hepsi gerçek ve değerli; ama bu gerçekle yan yana durduğunda hesap hâlâ tutmuyor.
